Biliyorum bu ayki meslek sohbetlerini biraz geciktirdim ama bunun sebebi bu yılın son yazısının Merve’nin röportajı olmasını istediğimdendi. Her 31 Aralık günü yeni kararlar alıyoruz. Bu sene kötü alışkanlıkları bırakacağım, şu işe artık atılacağım, fastfood yemeyi bırakacağım, sağlıklı besleneceğim, bazı yönlerimi törpüleyeceğim veya o kadar tolerans göstermeyeceğim. Ama maalesef ki birçoğumuz (ki buna ben de dâhilim) bu kararları sürdüremiyoruz. İlk bir ay deniyoruz belki, belki de başarıyoruz ama motive olamıyoruz ya da yeterince istemiyoruz. O yüzden 2020 yılına girerken beslenme düzenini değiştirmek isteyen okuyucularıma ilham kaynağı olması umuduyla sizi çok sevdiğim uzun yıllardır aile dostum olan enerjisiyle kendine hayran bırakan Uzman Diyetisyen Merve Tığlı Çınar‘ın konuk olduğu Meslek Sohbetleriyle baş başa bırakıyorum.

Uzman Diyetisyen Merve Tığlı Çınar; 1984 Ankara doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 2007 yılı mezunu, yoga tutkunu. Evli ve 3 yaşında dünyalar güzeli bir kız çocuğu var. (bizimki ile kardeşler, isimleri de benziyor)

Aslında Merve’nin hayali diyetisyen olmak değilmiş. Tıp okumak ya da Diş Hekimliği okumak istiyormuş ama sınava girdiği sene bi 7-8 puanla istediği bölümleri kaçırmış. Sırf sağlık alanında eğitim görmek istediği için Diyetisyenlik bölümünü seçmiş. ( 7 puan nelere kadirsin!) Bölüme başladıktan bir yıl sonra aklı diğer bölümlerde kaldığı için tekrar sınava girmiş ve farklı şehirlerdeki Tıp Fakültelerini kazanmış aslında ama o sırada arkadaşına ameliyatta eşlik ederken kan tuttuğunu fark etmiş ve arkadaşlarının da ısrarıyla bölüme devam etmeye karar vermiş.

Kısaca meslek hayatından bahsedecek olursak;

Meslek hayatına ilk olarak GENAR ENSTİTÜSÜ’nde başlamış. Staj hayatını özel hastane ve kliniklerde geçirmesine rağmen genetik ve beslenme alanına yönelmiş. 1,5 yıl burada devam ettikten sonra çalıştığı kurumun kapanmasından dolayı iş değiştirmiş. Ankara’daki hastanelerde diyetisyen kadrosu olmadığı için büyük bir atılım yaparak Nevşehir Özel VERSA Hastanesi’nde Beslenme ve Diyet bölümünü kurmuş. Yeni bir diyetisyen olarak bu kararı nasıl verdiğini sorduğumda bana şu cevabı verdi: CESARET CESARET CESARET.

Bir yandan hastanedeki randevularına bakarken bir yandan da Hacettepe’de Master yapmaya başlamış Merve. Ocak 2009 itibariyle Reform Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık ekibine katılmış, 2009-2013 yılları arasında Mars Athletic Club (MAC)/PANORA spor merkezinde beslenme danışmanlığı vermiş,

2009 yılında beslenme danışmanlığı vermeye başladığı Özel Boylam Psikiyatri Hastanesindeki çalışmalarına halen devam etmektedir. Çok yoğun ve uykusuz bir çalışma hayatı sürdürmüş ama 2013 yılında evlenmiş ve bütün bu koşturmacalardan hem çok yorulmuş hem de ailesine ve bilhassa kendisine daha fazla zaman ayırmak için nFİT Beslenme ve Danışmanlık Merkezi‘ni kurmuş ve halen Ankara’daki danışanlarına ve dünyanın her yerine online danışmanlık hizmeti vermeye devam etmektedir.

Bu kadar yoğun ve sıkı bir çalışma hayatı geçirdiği için hiç pes ettiği oldu mu diye sordum. Aslında hiç pes etmemiş sadece çok yorulduğunu biraz durması gerektiğini düşündüğü zamanlar olduğunu ve bunun üstesinden psikolog görüşmeleriyle geldiğini söyledi. Artık çok yorulduğunda biraz durması gerektiğini ve bu durmanın da kötü bir şey olmadığını söylüyormuş kendisine ve oturmanın tadını çıkarıyormuş.

İnsanların nasıl başarılı olduğunu merak ediyorsanız aslında ilk bakmanız gereken yer o kişilerin günlük ritüelleridir. Her gün yaptığımız şeyler karakterlerimiz hakkında önemli ipuçları sunar. Merve’nin her gün yaptığı şey her sabah bugün yeni bir çalışma çıkmış mı diye PubMed’e bakmak ve dikkatini çeken çalışmaları okumakmış.

Okumak, okumak ve daha çok okumak

Konuşmalarımı dinleyenler bilirler ki her zaman eğer başarılı olmak istiyorsanız çok okumalısınız derim. Okumadan başarı ve cesaret oluşmuyor ne yazık ki. Merve’de şuanki durumuna gelmesini de tam olarak bu çok okumasına borçluymuş. Kendini geliştirmek için sürekli okuyor ve çok çalışmanın meyvelerini yiyor. O yüzden iş hayatında en sevdiği özelliği çalışkan olmakmış.

İş ile ilgili olarak son sorum ipucu sorusu oldu. Bu beslenme uzmanlığındaki püf noktaları nelerdir diye sordum ve cevabı aynen sizlere aktarıyorum:

Benim yaptığım meslekte insan ilişkileri çok önemlidir.

Bununla ilgili olarak yaklaşık bir 20-25 seanslık bir psikologla çalıştım ve ayrı ayrı eğitimlere katıldım çünkü insan ilişkileri bizim için çok değerli, eğer karşınızdaki insanı anlayamazsanız doğru çözümü bulmakta zorlanırsınız. O yüzden ipucu olarak karşımızdakini anlamak ve onları dinlemek diyorum.

Yine ipuçlarından bi tanesi olarak sürekli kendini geliştirmek diyebilirim.  Tüm bilgilerin sürekli güncellendiği bir çağda yaşıyoruz ve yeni iş fikirlerini ve çalışmaları takip etmeliyiz ve bunları hayatımıza uygulamalıyız, kendimizi geliştirmekten asla vazgeçmezsek başarı da arkasından gelir diye cevap verdi.

Aslında bu meslek Merve’nin hayali değilmiş ama başına gelen en iyi olayın da bu mesleği tercih etmek olduğunu söylüyor. Eğer diyetisyen olmasaydı büyük ihtimal doktor veya diş hekimi olacakmış ya da radikal bir karar verip gezmeyi çok sevdiği için turist rehberi olabilirmiş.

Biraz kitaplardan konuşuyoruz. Merve’yle sohbet etmenin en sevdiğim yanı sürekli kendini geliştirdiği için onunla konuşurken sürekli yeni bir şeyler öğrenmem. Benim çocukluktan beri hayalim hep bir kitabımın olmasıydı ve Merve’nin de meslek olarak en büyük hayali şu an üzerinde çalıştığı kitabın başka dillere de çevrilip bütün dünyaya ulaşmasıymış. Yemek yapmayı çok seviyormuş o yüzden diğer bir hayali de sağlıklı yemeklerin en lezzetli hallerini danışanlarına ve diğer insanlara sunabileceği bir yer açmakmış ama kendi özelinde en büyük hayali ailesiyle dünyayı gezmekmiş.

Mesleğim gereği insanların sosyal medyayı nasıl kullandığına çok dikkat ediyorum Merve de benim konuşmalarımda Sosyal medyayı nasıl kullanmalısınız konusunu anlatırken Merve ilham kaynağı oluşturuyor. Hem kendi özelinde hem de mesleğiyle ilgili olarak sosyal medyayı interaktif bir şekilde kullanıyor ve eğitici içerikler paylaşıyor. Sosyal medyaya karşı doğuştan bir yeteneğim var benim dedi ve kullanmaktan en keyif aldığı platformun Instagram olduğunu söyledi.

Gelelim güncel sorulara. Merve’yi yakalamışken aslında hepimizin merak ettiği, gerek reklamlarla gerek dizilerle olsun bize sunulan ideal beden ölçüsü tanımlamasına. Kadın bedeni üzerinden sürekli ideal beden ölçüsü tanımlaması yapılıyor ve kadınlar bu ölçümleme üzerinden sağlıksız bir şekilde diyetler uyguluyor. Bir Diyetisyen olarak bu konuya bakış açın ne diye sordum ve sizlere aynen aktarıyorum:

Bu bundan 100 sene önce de vardı ve maalesef ki mankenlik ve moda dünyası böyle devam ettiği takdirde bir 100 sene daha devam edecek. Her ne kadar şu an sevdiğimiz markaların büyük beden çalışmaları yapılsa da kozmetiklerdeki algı değişmeye çalışsa da güzelliğin rakamlarla ilgili olmadığı yönünde reklam kampanyaları oluşturulsa da ideal kadın bedeninin 34-36 beden olduğu algısının yıkılmasının zor olduğunu düşünüyorum. Biz diyetisyenler olarak eğer kişi sağlıklıysa, kilosu mental ve fizyolojik sağlığını olumsuz etkileyecek düzeyde değilse normal sınırların yeterli olduğunu düşünüyoruz ve bunu savunuyoruz. Örneğin kişi 65 kilo yağ oranına baktığımızda olması gereken yağ oranı ideal ağırlığında, 65 kilo olması kişinin sağlığını olumsuz etkilemiyorsa ekstra bir durum söz konusu değilse ve eğer bu kilo onu psikolojik olarak da çok zorlamıyorsa bu kilo aralığında kalmanın yollarını anlatıyoruz ve zayıflamak için ekstra çaba göstermenin olumsuz yan etkileri olabileceğini vurguluyoruz. Ben bütün dünyada bunun daha sık vurgulanması gerektiğini düşünüyorum çünkü kimse 34-36 beden olmak zorunda değil, insanların kendini fiziksel olarak sağlıklı hissettirdiği kilo aslında onların ideal kilosudur diyorum.

Kilo verme sürecinde yapılan hatalar denince aslında tek besine dayalı diyetler, komşunun diyeti, arkadaşın diyeti, sadece protein ağırlıklı beslenmek ya da sadece detoks yapmak gibi hızlı sonuç alabilecek, başkasının işine yaramış aa kesin benim de işime yarar denilerek kendi yaşam tarzına uygun olmayan yöntemleri seçmek geliyormuş. Bunlar uygulandığında kısa vadede bir ihtimal sonuç alınabilir ama uzun vadede kalp sağlığını ve mental sağlığı ciddi ölçüde etkileyebilirmiş.

Hepimiz pazartesi diyete başlamaya karar veririz ama Salı akşamına o diyet bozulur. Bu aslında toplumumuzda sıklıkla karşılaşılan bir sorun. Merve’ye bunun sebebini sordum ve dedi ki:

Bunun en büyük sebebi aslında insanların kendine uygun olmayan oradan buradan gördüğü diyetleri uygulamasıdır 🙂 . Ben 36 beden olmalıyım, eğer kilo vermezsem beni beğenmezler, biraz fazlam var algısıyla sağlık problemi olmadan ve sırf bu sebeplerle diyete başlayan insanların birçoğu pazartesi başlayıp yok ben bunu yapamam deyip bırakıyor.  Etrafımda gördüğüm bir diğer sebep de düşük kalorili yiyecekler yiyip hemen sonuç almak istiyorlar. Ekmeği tamamen kesiyorlar, sadece üç elmayla günü geçiriyorlar ya da akşam 5’ten sonra hiçbir şey yemiyorlar. Sadece protein ağırlıklı beslenme ya da daha sebze ağırlıklı beslenmenin iyi geldiği bireyler olabilir ancak neyin iyi geldiğini kişinin kendisinin belirlemesi riskli bir durum. İyi bir sonuç alınabilir fakat bu sonuçları alırken kan değerlerinde nasıl bir artış nasıl bir düşme olduğunu takip ediyorlar mı, bu çok önemli. Uzmanla çalışmanın bir sebebi de bu. Bir de aç kalmazsam zayıflayamam diye bir algı var. Ben bu mesleğe başladığımdan beri üzerine durduğum şey doya doya zayıflamaksağlıklı besinleri porsiyon kontrolü ile düzgün şekilde kendi ihtiyacınıza göre tükettiğinizde zaten aç kalmak söz konusu olmayacaktır. Eğer bir uzmana gitme durumları yoksa sosyal medyadan nerden mezun olduğunu bildiğiniz güvenilir bir sürü uzman var ve doğru öneriler paylaşıyorlar. Ben de takipçilerimden sıklıkla duyuyorum Instagramdan sadece sizi takip ederek 10 kilo verdim, 20 kilo verdim gibi. Doğru uzmanları takip ederek onların önerilerinden faydalanarak kilo verebilirsiniz.  Sizin yaşam tarzınıza uzak bir program ve diyet seçmeyin ve diyetler pazartesi başlayıp salı bitmesin diyorum.

Diyetisyenlerin nasıl beslendiğini hep merak etmişimdir. İnsanlara ne yiyeceğini söylüyorlar ama kendileri ne yiyorlar kaçamakları olmuyor mu ya da eve gittiklerinde hep o sağlıklı besinleri mi tüketiyorlar? Merve’ye nasıl beslendiğini sordum ve Merve’nin aslında çok ciddi toleransları varmış. Özellikle süt ürünleri tükettiğinde ciddi şişkinlik ve gaz problemleri yaşıyor ve bu yaşam kalitesini oldukça düşürüyormuş. Dolayısıyla süt ürünlerinden yoksun ama oradan alacağı kalsiyum ve proteinleri başka besinlerle refere ediyormuş. Kendi için hazırladığı beslenme programı varmış tabiki ve o da her insan gibi arada kaçamaklar yapıyormuş (kesinlikle bizim gibi değil J) ama bunu bir diyetisyen olarak sürekli dengeliyormuş.

Kapanışı hepimizin bildiği ve Meslek Sohbetlerinde ritüel haline gelen bu mesleği seçmeyi düşünen arkadaşlara ne tavsiye edersiniz sorusuyla yapıyorum ve aktarıyorum:

Bu mesleği seçecek olan arkadaşlarıma öncelikle şunu söylüyorum: Ben diyetisyen olurum, çok para kazanırım zaten popüler, kendi yerimi açarım gibi kaygılarla bu mesleği seçmesinler. Şuna inanıyorum ki hangi mesleği yaparsanız yapın ne olduğu hiç fark etmez ancak onu çok severseniz başarılı olabilirsiniz. Çünkü ancak sevdiğiniz meslekte kendinizi geliştirebilirsiniz. Bir diğer tavsiye olarak da sürekli kendinizi geliştirmeli ve yeni çıkan makaleleri takip etmeleri. Her gün çıkan makaleler birçok bilgiyi değiştirebiliyor ya da uygulama biçimini farklılaştırabiliyor dolayısıyla araştırma ve geliştirmeye açık insanların bu mesleği tercih etmesini öneririm. Yani ne yaparsanız yapın işinizi severek ve en iyi şekilde yapın.

Kaynak : Özel Oytun Türkoğlu