Stratejik Yönetim Danışmanı, Eğitmen, Yazar konuşmacımız Canan Duman, Independent Türkçe için yazdı:

“İklim değişikliği, sigorta şirketlerinin riski yönetmesini zorlaştıracak”

Türkiye’de aşırı sıcak ve kuru havayla sayısı artan orman yangınları, azalan yağışla oluşan kuraklık, vb. tehlikeli bir afetle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Yaz aylarında orman yangınlarının görülmesi doğal kabul edilse de artık bu olaylar dünya genelinde daha sık ve yaygın bir hale geliyor. Türkiye’de bu yılki yangın mevsimi öncekilerden daha yıkıcı geçiyor.

Ülkemizdeki orman yangınları ile iklim değişikliğinin Güney Avrupa ülkelerine etkilerini görüyor aynı anda Yunanistan, İtalya, İspanya’da çıkan yangın haberlerini okuyoruz.

Dünyanın çok farklı yerlerinden gelen yangın haberlerini endişeyle takip ediyoruz. Sadece Türkiye’yi değil başka ülkeleri de etkisi altına alan fırtına ve seller ile can kayıplarına tanıklık ediyoruz.

Görüyoruz ki, iklim değişikliği, ekosistemi tehdit ettikçe bu sisteme bağlı işleri de tehlikeye atıyor. Çevresel bozulma ile ilişkili riskler ve tehlikeler bazı sektörleri etkiliyor.

İklim değişikliğine doğrudan maruz kalan sektörlerin başında sigortacılık geliyor. İklim değişikliğiyle birlikte risklerin artması, sigorta şirketlerinin doğal afet riskini nasıl değerlendireceğini zorlaştırıyor.

Sigortasız kayıplar artarken bazı varlıklar sigortalanamaz hale geliyor. Örneğin; yangının güzergâhı üzerindeki ev ve diğer mülklerin korunması, sel baskınlarına, fırtınalara, dolulara, baraj taşmalarına, yükselen deniz seviyelerine karşı konulması neredeyse imkansızlaşıyor.

İster deniz kenarında ister ormanda, ister şehirde olsun evlerimiz sel baskınlarına veya orman yangınlarına karşı giderek daha savunmasızlaşıyor.

Artık daha sık görülen aşırı hava olayları ile sigorta maliyetleri artıyor. Bu da daha yüksek prim anlamına geliyor. Felaketten etkilenme ihtimalinin nasıl hesaplanacağı merak ediliyor.

Yüksek riskli bölgeler için yüksek prim oranları konuşuluyor. Herkesin bu maliyetleri karşılaması zorlaşıyor. Toplumsal riskler arttığı ve risklerden etkilenme bireysel olmaktan çıktığı için sigortacılık sektörünün riskleri topluma nasıl dağıtacağı da önem kazanıyor.

Sigorta şirketlerinin her tazminatı ödeme kapasitesinin zayıflayabileceği üzerinde duruluyor. İklim değişikliğinden daha fazla etkilenecek ülkelerde sigortalamaya yönelik isteksizliğin artması mümkün görünüyor.

Birbiri ardına yaşanan gelişmelerden anlıyoruz ki, sigorta sektörünün müşterilerini bilgilendirmesi, bilinçlendirmesi, yüksek karbonlu bir ekonomiden düşük karbonlu bir ekonomiye geçişi teşvik etmesi, aşırı hava olaylarına dayanıklı hale getirmesi gerekiyor.

Sektör, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada bireylerin ve işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamak için yenilik yapmak zorunda. Bu sayede müşterileri için tam bir koruma sağlayamasalar da bazı açıkları kapatabilecekleri görülüyor.

Ne yazık ki ülke olarak hiç değişemez hava şartları kabulüyle hareket ediyoruz. Değişkenliği yani riski dikkate almıyoruz ve bu gerçeği kabul etmiyoruz.

Oysa risk yönetimini daha fazla önemseyeceğimiz ve sigorta gibi risk transferi araçlarını yakından izleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Olası kayıplarımız için çözümleri daha fazla değerlendirmek zorundayız.

En son açıklanan ILO raporu da bizi uyarıyor. Rapora göre 1,5 derecelik bir küresel sıcaklık artışı olması halinde iklim değişikliğinin 2030 yılına kadar dünya çapında 2,4 trilyon dolar ekonomik kayba ve 80 milyonluk iş kaybına neden olması bekleniyor.

Altta yatan nedenler ele alınmadıkça, uluslararası kurum ve kuruluşlar, hükümetler, bölgesel ve yerel karar vericiler, STK’lar, araştırmacılar mücadelede bir araya gelmedikçe, sanayici iklim bağlantılı değişikliklerin işletmeleri için önemli etkileri olduğunu kabul etmedikçe aşırı hava olayları yaşamlarımızı zorlamaya devam edecek.

 

Kaynak: Canan Duman, Independent Türkçe