Konuşmacımız Canan Duman Independent Türkçe için yazdı.

Pandemi, çalışma hayatında bazı değişikliklere neden oldu. Araştırmalar çok sayıda çalışanın mevcut işlerinden ayrılmayı, hatta sektörlerini değiştirmeyi planladığını göstermeye başladı.

Bazı ekonomistlerin “büyük istifa” olarak adlandırdığı şekilde, ABD Çalışma Bakanlığı’na göre 2021 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında toplam 11,5 milyon kişi işyerlerini bıraktı.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya‘da “büyük istifa” etkileri hissedildi. Vasıflı işçi kıtlığı arttı.

Microsoft tarafından 30 binden fazla çalışanla yapılan bir ankette çalışanların yüzde 41’inin işi bırakmayı düşündüğü ortaya çıktı.

İşverenlerinden artık daha fazlasını istediklerini açıkça dile getiren çalışanlar “büyük istifa“nın konuşulmasını sağladı.

Kimler kaybetti?    

Bir işverenin çalışanlarından ne anladığı kriz döneminde ortaya çıkar.

Çalışanların şirketle olan gelecek planları da işverenin kriz anlarındaki davranışlarından etkilenir.

Örneğin; pandemi sırasında birçok çalışanın kendini değerli değil, izole edilmiş hissetmesi ya da işverenlerinin kendilerine nasıl davrandığına veya davranmadığına bağlı olarak işten ayrılma kararları alması, destek sunan şirketlerde kalması, vermeyenlerden kaçması gibi…

Pandemi döneminde çalışanlarını desteklemeyen kararlar alan, hızla işten çıkarmaya başvuran, pandemi öncesi de zayıf kültüre sahip olan şirketler, bu dönemin kaybedeni oldular.

Endişelerini ele almadıkları, değer vermedikleri, seslerini duymadıkları çalışanların ayrılma kararı almasının önünü açtılar.

İyi bir kültüre sahip, çalışanlarına destek olan şirketler ise kazandılar.

Çalışanlar önceliklerini, işverenlerini sorgulamaya başladılar 

Pandemi zamanı insanların işlerini ve koşullarını daha fazla düşünme zamanı oldu.

Uzaktan çalışma ile süren duygusal mesafe, beden dili ve yüz ifadelerinin azalması, birebir gündelik konuşmaların yerini sanal toplantıların almasıyla ilişkiler hızla zayıfladı ve bilişsel kopukluk arttı.

İşverenlerden refah, adalet ve esnek çalışma fırsatları gibi alanlarda beklentiler çoğaldı.

Pek çok insan, öncelikleri, işverenleri ve pandemi sonrası hayatta gerçekten ne istediklerini gözden geçirdi.

Dünyanın değiştiğini gördükçe değişme dürtüsü veya itici gücü gelişti.

Maaş, çalışanları elde tutmada tek kriter olmaktan çıktı 

Adil ücret ve ödül hayati olsa da insanları çeken ve işte tutan tek faktör olmaktan uzaktır.

Amaç ve iş kalitesini oluşturan tüm faktörler eşit derecede önemlidir.

Çalışanların ihtiyaçları ve talepleri artık daha karmaşık ve değişkendir.

Çalışanlarının büyük bir kısmı duygularının reddedildiğine inanmaktadır.

Dolayısıyla çalışanların, işverenlerinden beklediklerini görmedikleri durumlarda, muhtemelen daha fazla insan hareket halinde olacaktır.

Son dönemdeki yüksek işsizliğe, geçen yıldan beri uygulanan uzaktan ve hibrit çalışma yapısının sunduğu esnekliğe rağmen birçok kişinin işten ayrılmayı düşündüğüne tanıklık edilecektir.

Hazırlık yapma zamanı 

Şirketler, kaybedilen inancı geri kazanmak için çok ve hızlı çalışmalıdır.

Son 19 ayda meydana gelen tüm değişikliklerle birlikte, şirketler kendi kültürlerini, beyan ettikleri değerleri ve insanların meslektaşlarıyla çalışma konusunda ne hissettiklerini ve ne kadar iyi desteklendiklerini yeniden değerlendirmelidir.

Şirketler şimdi nereye odaklanacaklarına dair bir seçimle karşı karşıyalar.

Mümkün olduğu kadar çok çalışanı elde tutmak ve ayrılanların yerine yenilerini çekmek için gerekliliklere, stratejik zorunluluklara, ihtiyaçlara, önemli ve acil olanlara bakmak zorundalar.

Yeteneği cezbetmek ve elde tutmak her zamankinden daha önemlidir.

Hibrit çalışma ve insanların çalışabileceği esnek yollar birçokları için olumlu bir değişiklik olabilir, ancak her gün gördüğümüz insanları yönetmekten daha zordur.

Daha çeşitli ekiplerin ve çalışma biçimlerinin nasıl yönetileceği, bağlantıların nasıl sürdürüleceği, empatinin yanı sıra insanlara nasıl davranılacağı, adil olunacağıyla ilgili her düzeydeki yöneticileri eğitmek gerekmektedir.

Günümüzde bireyler karşılıklı saygıyı ön planda tutan kuruluşlarla çalışmak istemektedir.

Kişisel güvenlik korkusu yaşamak, adil muamele görmemek, zor bir patronla uğraşmak zorunda kalmak ya da adaletsiz bir iş-yaşam dengesi nedeniyle olsun, iyi görülebilecek işlerden dahi kaçanlar, artık kendilerini ilk sıraya koymayı seçmektedir.

Çalışanlara kendilerini güvende, değerli hissettiren, şeffaflığa önem veren, söz veren, dinleyen, esnek çalışma seçimlerini geliştiren, iş-yaşam dengesini önemseyen işverenler, onları elde tutmak için büyük bir şansa sahiptir.

Büyük istifa, geleneksel olan “krizlerde çok kişinin işe ihtiyacı var. Bu nedenle insanlar bir işi olduğu için işverenlerine minnettar olur” görüşünü sarsmakta ve artık çalışanların kabul edilemez olanı kabul etmeme kararlılığını ortaya koymaktadır.

 

Kaynak: Independent Türkçe